PROF. DR. CEMAL AVCI

TARİHÎ GÜNDEM

PROF. DR. CEMAL AVCI

19 MAYIS 1919’UN 101. YIL DÖNÜMÜ ÜZERİNE

19 MAYIS 1919’UN 101. YIL DÖNÜMÜ ÜZERİNE
17 Mayıs 2020

Merhaba sevgili İNTERBOLU TV okuyucuları. Sizlerle bu köşedeki ilk buluşmam Türk tarihinin dönüm noktalarından biri olan 19 Mayıs 1919’un 101. yıl dönümüne denk geldi.  Her yıl 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı olarak kutladığımız bu kutlu günün anlam ve önemi konusuna kısaca değineceğim.

Büyük ve şanlı bir imparatorluk kurmuş olan Osmanlı Devleti, son dönemlerinde Batılı devletler karşısında askeri ve teknolojik alanlarda sürekli gerilemiş, toprak kayıplarına uğramış ve bir ölüm kalım mücadelesi olarak girdiği Birinci Dünya Savaşı’nda da yenilmişti. İşgallere uğrayan ülkemizde artık devlet kalmamıştı. Atatürk böyle bir ortamda vatanı ve milleti esaretten kurtarmak amacıyla 19 Mayıs 1919 günü Samsun’dan Anadolu’ya geçmişti.

Ülkenin genel durumu son derece kötü bir haldeydi.  Şartları ağır bir ateşkes anlaşması imzalanmıştı. Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, elinden silâhları ve cephanesi alınmış ve alınmaktaydı. Uzun savaş yılları boyunca millet yorgun ve fakir bir duruma düşmüştü. Ülkemizi teslim alan İtilâf Devletleri, çeşitli bahanelerle İstanbul’a donanmalarını ve askerlerini çıkarmışlar, ülkenin çeşitli bölgelerini işgal etmişlerdi. Milleti ve memleketi savaşa sürükleyenler, kendi hayatlarını kurtarma kaygısıyla memleketten kaçmışlardı. Padişah ve hükümeti İtilaf Devletleri’nin elinde bir nevi esir olmuş, ülkeyi İngilizlerin insafına bırakmışlardı. 15 Mayıs 1919'da da Yunan ordusu İzmir'i işgal etmişti. Azınlıklara ait kurumlar ise işgallere yardımcı olacak faaliyetlere girişmişlerdi.

İşte bu kara tablo karşısında Milli Mücadele’yi başlatmak için Anadolu’ya geçen Atatürk’ün tek bir parolası vardı. “Ya istiklal ya ölüm”. Ancak en yakın arkadaşları arasında bile bağımsız yaşayabileceğimize inanmayanlar bulunmaktaydı. Bunlara göre; Birinci Dünya Savaşı’nda müttefiklerimiz olan Almanya, Avusturya-Macaristan ve Bulgaristan’la birlikte yenemediğimiz İtilaf Devletleri’ne tek başımıza karşı koymamız mümkün değildi. Bir büyük devletin himayesi yani mandası altına girmekten başka çaremiz yoktu.   “Biz yenilmiş bir ülkeyiz. Yenenler bizi bölmek kararındalar. Eğer batı toplumları içerisinde bizi en iyi anlayacak, bize en insancıl davranacak olanın himayesine girersek, bütünlüğümüzü koruyabilir ve parçalanmaktan kurtulabiliriz” diyorlardı. İstanbul hükümetinin İngiliz mandacılığı karşısında bize daha iyi davranacağını umdukları Amerikan mandasını istiyorlardı.

Burada Atatürk’ün gençliğe olan güveninin ne kadar haklı olduğunu gösteren bir anıdan bahsetmeden geçmek olmaz.

Manda tartışmaları Sivas Kongresi’nde oldukça önemli bir yer tutmuştur. İşte size anlatacağım anı Sivas Kongresi’nde bu tartışmaların en hararetli olduğu sırada gerçekleşmiştir.

Bu kongreye iki üniversiteli genç de katılır. Mustafa Kemal ile mandacılar arasında hararetli tartışmaların sürdüğü ve Mustafa Kemal’in bunaldığı bir ortamda, bu gençlerden Tıbbiyeli delege Hikmet, sesini yükselterek heyecanla:

"Paşam, üyesi olduğum Tıbbiyeliler beni buraya istiklâl davamızı başarmak yolundaki çalışmalar için gönderdiler. Mandayı kabul edemem. Eğer kabul edecek olanlar varsa, bunlar her kim olursa olsun şiddetle reddederiz. Örneğin, manda düşüncesini siz kabul ederseniz sizi de reddeder, Mustafa Kemal'i ‘vatan kurtarıcısı’ değil, ‘vatan batırıcısı’ ilan eder ve şiddetle kınarız!"
dedi.

Baskılardan bunalan Mustafa Kemal bu sözler karşısında duygulandı, heyecanlandı. Heyecanını gizleyemedi. Karşısında Türk gençliğinin bir timsali olarak dimdik duran Hikmet Bey’e döndü ve şunları söyledi:

"Evlat müsterih ol. Gençlikle gurur duyuyorum. Biz azınlıkta kalsak dahi mandayı kabul etmeyeceğiz. Parolamız tektir ve değişmez: Ya istiklâl ya ölüm!"

Bu sözler üzerine Hikmet, "Var ol Paşam" diyerek Mustafa Kemal'in ellerine sarılıp öperken; Paşa da genci alnından öptü; "Gençler, vatanın bütün ümit ve istikbâli size, genç kuşakların anlayış ve enerjisine bağlanmıştır" dedi.

Gençlere karşı bu denli güven ve sevgi besleyen Atatürk, söylediği şu sözleriyle bu duygularını açıkça dile getirmiştir.

“Gençler! Cesaretimizi takviye ve devam ettiren sizsiniz. Siz, almakta olduğunuz eğitim ve kültür ile insanlık meziyetinin, vatan sevgisinin, fikir hürriyetinin en kıymetli sembolü olacaksınız. Ey yükselen yeni nesil! İstikbal sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk; onu yükseltecek ve devam ettirecek sizsiniz!

Sizler, yeni Türkiye’nin genç evlâtları, yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz. Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler asla ve asla yorulmazlar. Türk gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir.”

Atatürk gençlerden aldığı desteğin de katkısıyla Milli Mücadele’yi başarı ile sonuçlandırmış ve tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuştur.

Kurtuluş Savaşının başlangıç tarihi olarak kabul edilen 19 Mayıs 1919’un “Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor bayramı” olarak kutlanması da Atatürk’ün gençlere verdiği değerin bir göstergesidir. Atatürk, böylece bu günün gençlik kavramı ile geleceğin yetişkin insan kavramı arasında olumlu bir köprü de kurmuş oluyordu. Bu inanç sonucu Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk, “Milletin bağrından temiz bir kuşak yetişiyor. Bu eseri ona bırakacağım ve gözüm arkamda kalmayacak” diyerek devletimizi gençliğe emanet etmiştir.

19 Mayıs 1919’un 101.yıl dönümünde bizler de gençlerimize güveniyor, Atatürk’ün kendilerine gösterdiği yolda Türkiye Cumhuriyeti’ni daha müreffeh, daha gelişmiş ve çağdaş medeniyetin ilerisine taşıyarak ilelebet yaşatacaklarına inanıyoruz.

Yorum yazın

İsim (Gerekli)
Yorumunuz (Gerekli)

Sayfada yer alan yorumlar kişiye ait görüşlerdir. Yapılan yorumlardan sitemiz hiçbir şekilde sorumlu değildir.

PROF. DR. CEMAL AVCI yazıları

Yazarlar

Son yorumlar

Bu hafta en çok okunanlar

2021 © İnterbolu TV
© 2020 Tüm hakkı interbolutv.com sitesine aittir. İçerik ve görseller "Telif Hakları Kanunu" ile korunmaktadır. Köşe yazılarından yazarlar sorumludur. İçerik, resim ve medya kaynak göstermeden kullanılamaz. interbolutv.com sitesi Anadolu Ajansı abonesidir.